Sektördeki Gelişmeler & Fırsatlar

 2014 yılı rakamlarıyla Türkiye’de her bin kişiye 189 araç düşmekte iken, bu rakam Avrupa’da 569, ABD’de ise 808’dir. Hem bu rakamlar, hem de araç parkının yüksek büyüme hızı, Türkiye’de araç talebinin henüz doyum noktasına ulaşmadığını göstermekte. Otomotiv sektörü için fırsat olarak görülen bu durum aşağıdaki detaylarla karşımıza çıkmakta.

o   Türkiye’de hızlı büyüyen ekonomi ve gittikçe artan nüfusunun getirdiği konut ihtiyacının yanı sıra gelişen ulaşım olanaklarının özellikle karayollarının geliştirilmesinin etkisiyle ticari ve hafif araçlara talep artmakta. Ticari araçlara uygulanan düşük vergiler bu araçlara olan talebi arttıran faktörlerden biri. Türkiye güçlü bir pazar potansiyeline sahip.

o   Türkiye’de Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan şirketler içerisinde otomotiv sanayiinin büyük payı var ve bu pay gittikçe artmakta. Bu nedenle Türkiye yeni teknolojiler ve araç üretimi için uygun bir konumda.

o   Jeopolitik konum, birçok pazara kolay ulaşılabilirlik fırsatı sunuyor.

o   Özellikle Mercedes ve Ford Otosan gibi büyük firmalar, Türkiye’deki yatırımlarını gün geçtikçe arttırmakta.

o   Lojistik sektöründeki gelişim, ihracatı olumlu yönde etkiliyor. Bu avantaj fırsatları da beraberinde getiriyor.

o   Türkiye’nin otomotiv alanında küresel rekabet gücü yüksektir. Özellikle kamyon ve otobüs üretimi alanında yüksek rekabet gücüne sahip olduğu görülmekte. Üretim kalitesi, yüksek verimlilik ve düşük maliyetler bunu göstergesidir.

o   Türkiye’deki araç parkının yaş ortalaması oldukça yüksektir, bu da gelecekte yeni araç satışlarının artacağına dair bir işarettir.

o   Mevzuat değişimlerine, konjonktürel dalgalanmalara, standart değişimlerine adaptasyon yeteneği Türkiye’nin güçlü olduğu bir yön. Sektöre yönelik araştırmalarda küresel yöneticiler bu değişimleri ilk tehdit olarak öne sürerken, Türk yöneticilerin adaptasyon ile ilgili konularda daha iyimser olduğu gözleniyor.

o   Türkiye bağımlı nüfusu görece yüksek bir ülkedir, bağımlı nüfusun araç alacak sermayeden yoksun olduğu düşünülürse ilerleyen yıllarda bağımlı nüfusun azalmasıyla araç talebi artacaktır.

Kaynak : T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı

o   Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı günden güne yükselmekte, bu da hane gelirlerinin artmasıyla araç talebinin yükseleceğini göstermekte.

o   Eğitime yapılan yatırımla kalifiye bir iş gücü ortaya çıkmakta.

o   Mühendislik alanında, işçi maliyetleri açısından Türkiye’nin yüksek bir rekabet gücü bulunmakta.

o   AB ülkelerine kıyasla enerji maliyetleri konusunda Türkiye yine avantajlı bir konumda.

o   Yatırımcılara yönelik çok sayıda teşvik bulunuyor. Teşvikler arasında vergi indirimleri, faiz destekleri, işçi sosyal güvenlik giderlerine yönelik destek, arazi tahsisi gibi önemli kalemler bulunuyor. Otomotiv sektörü, Yatırım Teşvik sisteminde öncelikli olarak tanımlanmış durumda.

o   İnovasyon ihtiyacı birçok fırsatı içinde barındırıyor. Türkiye otomotiv sektörü, sayıları giderek artan girişim merkezleriyle, girişimcilerle bir araya gelecek platformları yaratacak imkana sahip.

o   Ar-Ge kanunu, teknoparklar ve proje bazlı destekler de Türkiye’yi yatırım için elverişli kılmakta. Hükümet, Ar-Ge ve yatırım teşviklerinde sağlanan yeni avantajlarla bu vizyonda kendine düşen katkıyı sağlıyor.

o   Hurda teşviki programının yenilenerek hayata geçirilmesi, yaşlı araçların trafikten çekilerek hem çevre kirliliğinin azaltılması hem de araç ve yaya güvenliğinin artırılmasına yardımcı olabilir. Diğer yandan bu uygulama pazarı canlandırma ve hurda ithalatını düşürmek için önemli bir fırsat.

ÖNCEKİ KONULAR

PAYLAŞ