Dünya İkincisi, Avrupa’nın En Büyüğü

Türkiye beyaz eşya sektörünün önde gelen ülkelerindendir. Geniş ve büyüyen orta sınıfı ve beyaz eşya sanayiinin büyüklüğü Türkiye’yi hem bir üretim merkezi hem de bir pazar olarak önemli kılmaktadır.

1955 yılında başlayan üretim o günden bugüne artan know-how ile büyük gelişme göstermiştir. 6 tane büyük firmanın yanı sıra, 500 adet orta ölçekli üretici, 500 yan sanayii ürünleri üreticisi sektörde faaliyet göstermektedir. Doğrudan ve dolaylı katkılarıyla 60 bin kişi sektör, Türkiye sanayi için vazgeçilmez önemde bulunuyor.

Türkiye üretim kapasitesi olarak Çin’in ardından dünyanın en büyük 2., Avrupanın ise lider ülkesi olmasının yanı sıra Ar-Ge, patent, uluslararası marka yönetimi, tedarik zinciri gibi alanlarda da dünyanın önde gelen ülkelerinden biri. Türkiye’nin ardından ABD, İngiltere, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin halen küresel beyaz eşya pazarında rekabet gücünü koruduğu görülmekte. Son yıllarda Polonya, Avrupa pazarında Türkiye’nin rakibi olarak öne çıkmakta. 2005’te BSH, 2007’de Electrolux ve 2009’da Indesit, Almanya ve İtalya’daki fabrikalarını Polonya’ya taşıdı, Güney Kore firmaları LG ve Samsung ise Polonya’yı Avrupa’nın bölgesel üretim üssü seçti.

İhracatı büyük oranda Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesine yoğunlaşan Türkiye beyaz eşya yan sanayi ürünleri konusunda da önemi tedarikçilerden. Beyaz eşya sektörünün Türkiye ekonomisi için önemi, yarattığı istihdam ve dünya pazarındaki rekabet gücünden dolayı son derece yüksek. Bu yüzden Türkiye devleti beyaz eşya sanayiine yönelik devlet teşvik ve destekleri bulunuyor. Beyaz eşya endüstrisinin bir diğer başarısı da ürün çeşitliliğinden kaynaklanıyor.

Dünyada beyaz eşya üretiminin bölgesel bazda yaygınlaşması ve rekabetin artması ile birlikte sektörde konsolidasyonun arttığı görülmekte. Özellikle Ar-Ge’ye ağırlık vererek rekabet avantajı kazanmak isteyen üreticiler verimliliği arttırmak amacıyla organik büyüme yerine daha çok birleşme ve satın almaları tercih etmekte.

Türkiye’de beyaz eşya üreticisi firmalardan 7’si İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun bulunduğu İSO-500 listesinde yer almakta.

İhracatçı yapıdaki beyaz eşya sektörünün büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdürebilmesi için uluslararası piyasada rekabet gücünü koruması gerekmekte. Bu çerçevede sektörün maliyet yapısı büyük önem arz etmekte. Sektörün temel maliyet kalemi hammadde olup, en yüksek hammadde girdilerinin plastik ve sac olduğu görülmekte. İki girdide de ithalata bağlı olunması kur riski yaratırken, hammadde fiyatlarında gözlenen düşüş eğilimi firmaların kâr marjlarını olumlu yönde etkilemekte. Sektörün diğer maliyet kalemleri ise işçilik, enerji giderleri ve Ar-Ge harcamaları. Öte yandan, sektörün lojistik avantajına sahip olması rekabet gücünü olumlu etkilemekte. AB ülkelerine coğrafi yakınlığı sebebiyle Türkiye, Çin’e kıyasla ortalama lojistik maliyeti açısından %50 daha avantajlı. Sektörün ihracatı açısından büyük önem arz eden AB ülkelerinde son dönemde büyümenin yeniden zayıfladığına işaret eden veriler bölgeye yönelik beyaz eşya ihracatındaki artışın sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri arttırmakta. Öte yandan, sektörün ihracatında pazar payı %1’in altında olan İran’a yönelik ambargonun kaldırılması sektör için yeni bir pazar fırsatı yaratacak gibi gözüküyor.

ÖNCEKİ KONULAR

PAYLAŞ