PLASTİK VE KAĞIDIN GERİ DÖNÜŞÜMÜNE ENGEL OLUYORLAR

KAHVE BARDAKLARININ AKINTILARI ENGELLEMEK İÇİN İNCE BİR PLASTİK ASTAR İLE KAPLANMIŞ OLMASI, GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMESİNİ ZORLAŞTIRIYOR.

Plastik ve Kağıdın Geri Dönüşümüne Engel Oluyorlar

Muhtemelen yirminci yüzyılın en çok göze çarpan insan yapımı kültürel simgesi, üçüncü dalga kahvecilerinin tek kullanımlık bardaklarıdır. Her yerde elinde kahve bardakları ve üzerlerindeki firma logoları ile gezen insanlar görmek mümkün. Hatta bu kahve firmaları, sadık müşterileri için görünümü benzer olan ve tekrar kullanılabilir bardakları da satışa çıkartmıştır. Bir kere alıyorsunuz, sizin oluyor. Ama bunlardan öncesindeki tek kullanımlık plastik kupalar, pipetler de çevreci grupların hedefi olmuştu.

Uluslararası Kahve Örgütü’nün açıkladığı verilere göre, dünya çapında her yıl ortalama altı yüz milyon plastik ve kâğıt bardak üretilmektedir. Bu üçüncü dalga kahve firmalarının en meşhuru ise, her yıl %1’lik, yani altı milyonluk bir kısmından sorumlu. Ve tüketiciler lattelerini, soğuk çaylarını bitirdikten sonra bu barakların sonu genellikle atık depolarında, kötü ihtimalle de denizlerde ve okyanuslarda oluyor. Bu büyük üçüncü dalga kahve firması özellikle bu kirliliğin başını çekiyor. Çevreci gruplar firmaya “Bardak Canavarı” lakabını bile takmış bulunmakta.

Nedenlerine gelecek olursak, hali hazırda kullanıma sunulan kahve bardaklarının, akıntıları engellemek için ince bir plastik astar ile kaplanmış olması, onların geri dönüştürülmesini zorlaştırıyor. Sebebi ise plastiğin kâğıttan çok zor ayrılması ve en iyi kâğıt geri dönüşüm tesisinde işlem yapılsa dahi, ortaya çıkan plastik makineleri tıkıyor. Sonuç olarak çoğu şehirde bu işlemi yapabilecek altyapı bulunmamaktadır, bunun sonucunda atık depolarında son buluyor bu macera. Bu sorun ise, kahve firmasının şubelerinin bulunduğu ülke ve kiralama yaptığı bölgenin sağladığı atık toplama, geri dönüşüm tesislerine göre değişiklik gösteriyor. Bu büyüklükte olan firmaların bir altyapı kurabilecek güçleri olmasına karşın, sürekli bu ürünleri satın aldığını var sayarsak, bardaklarını geri dönüştürmektense, atık depolarına göndermek kolay ve daha ucuza geliyor.

Peki bu firmalar tamamen gübreleşebilen, çevre dostu bardaklar kullansa olmaz mı? Ne yazık ki bu da o kadar basit değil. Biyolojik olarak parçalanabilen, gübreleşebilen ürünleri kullansalar dahi, bu firmanın çalıştığı tesiste ayrıştırma işlemini yapabilecek altyapı mevcut değil. Geri dönüştürülebilir atıkların, ancak uygun atık tesislerine dağıtılırsa sağlıklı bir sonuç elde edilebilir. İşlem için yeterince ısı üretilemeyeceği için, organik atık dönüştürme tesislerine de göndermenin anlamsız olduğunu söylüyor firmanın bir yetkilisi. Aynısı yerel çöplerin toplandığı tesisler için de geçerli, anaerobik (oksijensiz ayrıştırma) ayrıştırma esnasında ortaya metan gazı (sera gazı) çıkıyor.

 

Sonuç olarak, firmalar tamamen organik ve tek kullanımlık bardaklar, pipetler sunulsa bile, öncelikle biz tüketicilerin bilinçli olarak atacağımız her bir çöpü ayırmamız gerekiyor. Yani anlayacağınız, iş yine bizler de bitiyor. Firmaların her zaman kolay ve ucuza yola gideceği bariz bellidir zaten, organik bir ürünü ortaya sunmak üretiminde de geri dönüşümünde de büyük meblağlar getiriyor. Ama şunda eminiz ki, en azından soğuk içeceklerin servisinde kullanılan bardakların, farklı bir materyalden üretilmesi gerekiyor. Dünyamız için, riskleri minimumda tutmak gerekiyor.

https://www.eater.com/2018/3/28/17172556/starbucks-cup-waste-sustainable-compost-recyclable

PAYLAŞ