BAKTERİ KOVAN PLASTİKLER

Koronavirüs ile gündemimize bir çok tartışma konusu ve hayatımıza bir çok yeni bakış açısı oluştu. Virüs aerosolmüdür? Plastik üzerinde yaşayabiliyormu? Plastik üzerinde ne kadar kalıyor? Bu tartışmalar uzun süre daha gündemimizde kalacak gibi ancak tıp dünyası plastiklerden yararlanmanın yollarını aramaya devam ediyor ve başarılı sonuçlar elde etmeye devam ediyor.

Koronavirüs ile gündemimize bir çok tartışma konusu ve hayatımıza bir çok yeni bakış açısı oluştu. Virüs aerosolmüdür? Plastik üzerinde yaşayabiliyormu? Plastik üzerinde ne kadar kalıyor? Bu tartışmalar uzun süre daha gündemimizde kalacak gibi ancak tıp dünyası plastiklerden yararlanmanın yollarını aramaya devam ediyor ve başarılı sonuçlar elde etmeye devam ediyor.

Antibiyotiklerle öldürülemeyen bakteriler gerçek ve önemli bir tehdit olarak kabul edilir. Bakteriler biyofilmler oluşturur, böylece yüzeylere ve diğer bakterilere yapışabilirler. Bu nedenle, yüzeylerdeki biyofilm oluşumunu azaltarak patojenik bakterilerin transferi ve büyümesi azalır.

 

Kanada’daki bilim adamları, bakterilerin yayılmasını önlemenin onu kontrol etmenin uygun bir yolu olduğu kavramına odaklanan araştırmalar yürüttü. Bilim adamları, nano ölçekli mühendislik ve kimyayı birleştirerek, Metisiline Dirençli Staphylococcus Aureus (MRSA) ve Pseudomonas bile oturamayacağı bir teknoloji yarattılar.

Sonuçlar, plastik sargı içerisindeki hiyerarşik yapılanma sayesinde bakterilerin yapışmasını zorlaştırmıştır. Bu buluş plastiğin bakterilere karşı kullanılabileceği bir alanı daha hayatımıza katmış oldu.

Bir başka araştırma, Rotterdam, Hollanda’daki Erasmus Üniversitesi Tıp Merkezi tarafından gerçekleştirildi ve ‘Karın Duvarı Onarımı için Çinko Emdirilmiş Ağ’  Peritonit Modelinde Enfeksiyonu Azaltır’ başlığı ile tıp dünyasında yerini aldı.

Araştırma, Parx Plastics’in antimikrobiyal ve anti-biyofilm teknolojisi ile üretilen polipropilen ağların kullanımını inceledi. Çalışmanın amacı, Parx teknolojisiyle üretilen bir polipropilen ağın, ağır derecede kontamine olmuş bir ortamda, normal bir polipropilen ağa kıyasla daha iyi antibakteriyel özelliklere sahip olup olmadığını görmekti.

Cerrahi bir ağ genellikle bir fıtık çekildikten sonra kullanılır ve ağ enfeksiyonu, fıtık onarımından sonra ortaya çıkabilecek en ciddi komplikasyonlardan biridir. Enfeksiyon meydana geldiğinde, hasta ölebilir veya uzun süreli hastaneye yatış gibi çoklu komplikasyonlara yol açabilecek ağın çıkarılması gerektirebilir. Bu nedenle, sağlık profesyonellerinin hastalar için ağ enfeksiyonu riskini en aza indirmenin bir yolu olsaydı son derece yararlı olacaktı.

Parx teknolojisi, bakterileri öldürmek için biyositleri veya diğer zararlı maddeleri kullanmaz, bunun yerine biyomimetiklerden türetilmiş bir çözelti kullanır ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi için günlük beslenmemizde diyetimizde gerekli olan önemli bir iz elementini kullanır.

Çalışma sonuçları, 90 günlük bir takip süresinden sonra, Parx teknolojisine sahip ağda önemli ölçüde daha düşük bakteri sayısının bulunduğunu gösterdi.

Parx Plastics’in CEO’su Michaël van der Jagt şunları söyledi: “Teknolojimizin doğası nedeniyle, bunun tıpta büyük yarar sağlayabileceğine inandık.

PAYLAŞ