Covid 19 ile Savaşta Başkomutan Plastikler

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınının Türkiye’ de etkisini göstermesiyle sağlık çalışanlarının yüz koruyucu sağlık siperi ihtiyacı hızla artmıştır. PAGDER Plastik Sanayicileri Derneği bu süreçte “Sağlık Siperi” projesini hayata geçirerek, bulaş riskini azaltmak için gece gündüz demeden çalışan sağlık çalışanlarına siper oluyor.

Covid 19 ile Savaşta Başkomutan Plastikler

 

Şüphesiz ki son yıllarda plastiğe karsı artan negatif bir tepki söz konusu, insanlar bu tepkilerini bazen kitlesel eylemlerle bazen de kullanım sırasında ki anlık seçimleriyle ortaya koymaktadır. Halbuki  hayatımızın bir vazgeçilmezi olduğunu da söylememiz gerekir. Tabii ki de bunun endüstriyel anlamda bir çok gerekçesi var; kolay işlenebilirliği bu sayede hızlı üretim imkanı sunması. Aslında plastiğe duyulan ihtiyaç ta tamamen sinirsiz talebe sahip olan insanoğluna cevap verebilmek için artmak zorunda olmuştur. Bir nevi sinirli kaynağın verimli kullanımı ile insanoğlunun sinirsiz ihtiyaçlarına cevap verme aracı olmuştur.

 

Halbuki plastiğe olan bu genel olumsuz önyargı şu basit cümle ile kolayca savuşturulabilir;

“Plastiği doğaya insanoğlu atıyor!” Peki çevrecilerin endüstrinin kotu çocuğu olarak lanse ettiği bu urun, hakikaten öylemi? Bu soruya içerisinden geçtiğimiz Koronavirüs salgını krizi ile cevap verip, kotu çocuğu bulmaya çalışalım.

 

Tüm dünyayı etkisi alan Koronovirüs salgınında ihtiyaç listesinde gıdadan bile daha önemli konuma gelen ürünler oldu; koruyucu maske, eldiven, yüz siperlikleri, koruma kabinleri, solunum cihazları. İşte bu ürünlerin tamamının ana malzemesi plastiktir. Kolay işlenebilir özelliği olmasaydı, bu ürünler bu kadar kısa sürede üretilip ihtiyaçlarımıza acil bir şekilde cevap verebilir miydi? Geçen hafta Amerika da yapılan bir Ar&Ge çalışmasında 3D yazıcı ile üretilen 2 adet plastik aparat sayesinde tek bir solunum cihazının aynı anda 8 hastanın ihtiyacına cevap verebilmesi sağlandı. Medyadan da takip ettiğiniz üzere Aselsan, Arçelik ve Biosys ortaklığı ile 1 ay gibi kısa bir sürede ileri teknolojik solunum cihazında seri üretime geçilebildi, plastik gibi bir cevher olmasaydı, bu mümkün olabilir miydi? Yada pamuk endüstrisi tam da kış döneminde artan maske ihtiyacına cevap verebilir miydi? Tüm bu soruların cevabı “Hayır” Sırf bu örnekler bile plastiğin hayatımızdaki vazgeçilmez yerini açıklamaya yeterken, tek kullanımlık ürünlerin de kullanıldıktan sonra bilinçsizce/sorumsuzca yerlere atılıp, ilave salgın riski oluşturması aradığımız “kotu çocuğun” plastikten ziyade insanoğlu olduğunu ortaya çıkaran bariz bir örnektir.

Plastik modern dünyanın olmazsa olmazıdır. İlaç, bilgisayar, iletişim, seyahat ve bir çok alanda onsuz yaşayamayız. 1955-2015 yılları arasında insanoğlu ihtiyaçları doğrultusunda 7.8 milyar ton plastik üretildi. Bu plastikler keyfe keder değil ihtiyaçlar doğrultusunda üretildi. İnsanoğlu ihtiyaçlarını karşıladı ve ucuz olması sebebi ile bu plastikleri gelişi güzel canının istediği her yere attı ve daha sonra plastiği suçladı. Hiç yakışmadı insanoğlu hem de hiç!!!

 

 Özellikle bu günlerde belki de hayatımızı kurtaran plastik bazlı ürünlere birde bu gözle bakmayı deneyelim ve tekrarlayalım “Plastiği doğaya insanoğlu atıyor”

 

PAYLAŞ